Gün İçinde Neden Bir Anda Başka Birine Dönüşmüş Gibi Hissederiz? Psikodinamik Bir Bakış
- eceaydogan4
- 10 Tem
- 3 dakikada okunur
Sabah güne enerjik başlarsınız. Kahvenizi içmiş, yapılacaklar listenizi hazırlamışsınızdır. Sonra biri toplantıda fikrinizi eleştirir. Bir anda motivasyonunuz düşer, içinizi açıklayamadığınız bir huzursuzluk kaplar. Saatler sonra yakın bir arkadaşınızdan gelen samimi bir mesaj ise kendinizi yeniden iyi hissetmenizi sağlar.
Peki gerçekten ruh halimiz bu kadar hızlı değişiyor mu? Yoksa görünürde basit olan bu olayların arkasında çok daha derin psikolojik süreçler mi var?
Psikodinamik kuram tam da bu soruların peşinden gider.
Ruh Hali Bir Sonuçtur, Sebep Değil
Günlük yaşamda ruh halimizi çoğunlukla yaşadığımız olaylarla açıklarız. "Patronum canımı sıktı.", "Trafik moralimi bozdu.", "Güzel bir haber aldım."
Oysa psikodinamik yaklaşım, yaşanan olayın kendisinden çok, o olayın kişi için ne ifade ettiğine odaklanır.
Aynı eleştiri iki farklı insanda tamamen farklı duygular yaratabilir. Bir kişi bunu gelişim fırsatı olarak görürken, diğeri yoğun bir değersizlik hissine kapılabilir. Bunun nedeni, bugünkü olayın yalnızca bugüne ait olmamasıdır. Geçmiş deneyimler, çocukluk ilişkileri ve bilinçdışı beklentiler de o ana eşlik eder.
Bilinçdışının Günlük Hayattaki Etkisi
Psikodinamik kuramın en temel varsayımlarından biri, zihinsel yaşamımızın önemli bir kısmının bilinçdışı süreçlerden etkilenmesidir.
Bu, her davranışımızın gizemli anlamlar taşıdığı anlamına gelmez. Ancak bazı duygusal tepkilerimizin yoğunluğu, yalnızca içinde bulunduğumuz anla açıklanamayabilir.
Örneğin iş yerinde yöneticinizin kısa ve mesafeli bir konuşması sizi beklediğinizden daha fazla üzebilir. Bunun nedeni yalnızca o konuşma değil, geçmişte otorite figürleriyle yaşadığınız deneyimlerin bugünkü ilişkiye farkında olmadan taşınması olabilir.
Psikodinamik literatürde buna aktarım (transference) adı verilir.
Eski Hikâyeler Yeni İlişkilerde Devam Eder
Çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkiler, ilerleyen yaşamda insanların kendilerini ve başkalarını nasıl algıladıklarını etkiler.
Erken dönemde sürekli eleştirilen biri, yetişkinlikte tarafsız geri bildirimleri bile reddedilme olarak yorumlayabilir.
Terk edilme korkusu yaşayan biri, arkadaşının geç cevap vermesini kişisel bir uzaklaşma olarak algılayabilir.
Bu durumlar bilinçli bir tercih değildir. Beyin, geçmişte öğrendiği ilişki örüntülerini yeni durumlarda yeniden kullanma eğilimindedir.
Savunma Mekanizmaları Duyguları Nasıl Şekillendirir?
Psikodinamik kuramın önemli kavramlarından biri de savunma mekanizmalarıdır.
Savunmalar, kişinin kaygıyla baş etmek için çoğu zaman farkında olmadan kullandığı psikolojik süreçlerdir.
Örneğin:
Yoğun öfkesini kabul etmekte zorlanan biri bunu başkalarına yükleyebilir (yansıtma).
Üzücü bir olayı uzun süre hiç düşünmeyebilir (bastırma).
Kendisini inciten birini tamamen kötü ya da tamamen iyi olarak değerlendirebilir (bölme).
Bu mekanizmalar kısa vadede koruyucu olabilir. Ancak yoğun kullanıldıklarında ruh halinde ani değişimler yaşanmasına katkıda bulunabilirler.
Ruh Hali Neden Bu Kadar Dalgalanır?
Psikodinamik açıdan ruh hali, iç dünyadaki dengenin bir göstergesidir.
Gün içinde yaşadığımız küçük olaylar yalnızca o ana ait değildir; geçmiş yaşantılarımızı, benlik algımızı ve ilişkilerimizden taşıdığımız beklentileri de harekete geçirir.
Bu nedenle bazen küçük görünen bir olay beklenmedik derecede büyük duygular yaratabilir.
Aslında değişen yalnızca dış dünya değildir; o anda etkinleşen içsel anlamlar da değişmektedir.
Her Ruh Hali Değişimi Bir Sorun Mudur?
Hayır.
Sağlıklı bir psikolojik yaşam, duyguların hiç değişmemesi değil; değişen duygulara uyum sağlayabilmektir.
Mutluluk, üzüntü, öfke, kaygı ve heyecan gün içinde doğal olarak yaşanır. Önemli olan bu duyguların esnek biçimde gelip geçebilmesidir.
Ancak ruh hali değişimleri çok yoğun, sık ve kişinin işlevselliğini bozacak düzeye ulaşıyorsa bunun altında biyolojik, psikolojik veya sosyal etkenler bulunabilir. Böyle durumlarda kapsamlı bir değerlendirme yapmak önemlidir.
Sonuç
Psikodinamik yaklaşım bize önemli bir bakış açısı sunar: Bazen bugün hissettiklerimiz yalnızca bugünün ürünü değildir.
Bir bakış, bir eleştiri ya da kısa bir sessizlik; yıllar önce oluşmuş ilişki kalıplarını, benlik algısını ve bilinçdışı beklentileri harekete geçirebilir. Ruh halimiz de bu karmaşık içsel süreçlerin görünür yüzü hâline gelir.
Belki de gün içinde kendimize sorabileceğimiz en önemli soru şudur:
"Şu anda yaşadığım duygu gerçekten yalnızca bu ana mı ait, yoksa geçmişten tanıdık bir hikâye yeniden mi canlanıyor?"
Bu sorunun kesin bir cevabı olmayabilir. Ancak bazen sadece onu sormak bile, kendimizi biraz daha derinden anlamanın başlangıcıdır.

Klinik Psikolog Ece Gül Aydoğan




Yorumlar